Bumerang - Yazarkafe
Yağmurlar Geldi Geçti, Sıra Geldi Yaz Sıcakları

Yağmurlar Geldi Geçti, Sıra Geldi Yaz Sıcakları

Yağmurlar Geldi Geçti, Sıra Geldi Yaz Sıcakları, yazın zararları, yaz sıcakları, korunma yolları, En farklı yönleriyle yazımızda ele alınmıştır. Devamını Okuyunuz…

Yağmurlar Geldi Geçti, Sıra Geldi Yaz Sıcakları

Sevgili okuyucu, eskiden yağmur yağınca hele kı toprak mis gibi kokunca çok sevinir mutlu olurdum… Bu yazıyı yazarken de İzmir’de yağmur yağıyor, hem de bardaktan boşanırcasına, toprağın kokusu da burnumda ama benim gözüm TV haberlerinde, gene sel götürüyor ortalığı, pek çok insan evini ya da işyerini su bastığı için sefilleri oynuyor Yağmur sevincim elimden elindi nerede ise, iklimler değişti. Dünyanın hemen her köşesinden insanoğlunun doğaya yenik düşme haberleri gelir oldu. Üstelik can kayıpları da oluyor hepimizi üzen Hayır olsun. Bu ay, gençlerin ter döktüğü sınavların sonuçları da belli olacak, sonuçlan sakince karşılamak, haşarısız olanların tekrar şansları olduğunu unutmamaları gerek Başarılı olsun ya da olmasın çocuklarımıza sarılalım, ancak o zaman çalışacaklarını da unutmayalım

Çöl sıcakları temmuzda

Temmuz ayında bizi çöl sıcaklarının beklediğini söylüyor meteoroloji bültenleri Yağmur serinliği geçer geçmez, biz serin köşeleri aramaya başlıyoruz. Ayaklı ya da tavandan vantilatörler de hizmetimizde, varsın uçuşsun masa üstündeki kağıtlar Klimalar ve buz dolapları; çamaşır makinesi gibi çeyiz kapsamında artık. Bir klima ile arta karar bir cep telefonu nerede ise aynı bedelde. Ceplerimizdeki dost görünen, ama en ulak ak şamada sırtını dönen kredi kartlarına da bilmem kaç taksitli reklamlar her yerde. Kışa ve bahara özgü soğuk algınlıkları bitti, klimaların çalışmaya başlaması İle üst solunum yolu yangısal hastalıkları, boyun, omuz, adale tutulmaları başladı.

Terlemeyi önleyici deodorant satışları arttı. Yapış yapış terlemek hiç hoş değil, koltuk altı ıs lak bir görüntü de öyle Ama terlemek bizim için o kadar önemli ki. Sıcak nedeni ile ya da tehlike anında hızlı hareket edebilmek için istemelisi (otonom) sinir sistemimiz metabolizmamızı artırdığında, beden ısımız yükseliyor İşte o zaman doğanın bize armağan ettiği üstelik hemen her cilt hücremize yerleştirdiği klima sistemimiz hemen devreye giriyor ve terleyerek beden ısımızı düşürüyor Split klima sistemlerinden çok daha düzenli, otomatik devreye giriveren, üstelik elektrikler kesilse de çalışmaya devam eden bir sistem Tanrı armağanı bizlere.

Bebeklerde ve yaşlılarda bu soğutucu sistemin devreye girmesi o kadar düzenli olamıyor. Bebekleri ve yaşlıları sıcak günlerde güneşten, kış aylarında da soğuktan korumak bu nedenle çok önemli.

Şaşkın anne ve babalar bazen uyuyan bebeklerini, çocuklarını arabada kilitleyip alışverişe gidiyorlar biliyorsunuz Üstelik hırsız korkusu ile camları da kapıyorlar Kediler ve köpekler bile güneşte yavrularını kuytuya, gölgeye taşırken, bu ehliyet alabildiklerine göre en azından ilköğretim diploması olan zavallılar yavrularını resmen kızgın fırına atmış oluyorlar. Merak ediyorum, ehliyet kurslarında bu konuda birkaç uyarı verilmesi ne zaman akla gelecek.

Bahçeler betonla doldu

Yazlıkçılar evlerine yerleşti, sayfiye yerleşim bölgelerinde nüfus patlamaları yaşanıyor Yaz aylarında sayfiye yerlerindeki pazarlarda fiyatlar da ne kadar yükseliyor Bol sebze ve meyva yenmeli diyoruz ya. bunu gerçekleştirmek zorlaşmış oralarda da. Üstelik eskiden bağ. bahçe olan pek çok alanda beton binalar, siteler var şimdilerde Bir gezimde orta yaşlı bir Alaçatılı hanım, pek hoş bir saptama yaptı, dedi ki; “Eskiden tütün dikerdik buralarda, gece yarısı üçten sabah olup da hava ısınana kadar tütün toplardık lüks ışıklarının aydınlığında, ondan sonra hayvanların bakımı yapılır, sütler sağılırdı. 0 kadar yorulurdum ki, gölge bir yerde topraktan bir tümsek yapar, başımı koyar uyuyakalırdım. Şimdi kuş tüyü yastığım ve ortopedik yatağım var, ama nerede eski uykular, ilaçsız zor uyuyorum.

“Yöre halkından, toprakla uğraşmayı bırakıp, evleri, tarlaları satıp, rantiyeci olanların çoğunda stres ile ilgili bozukluklar, uykusuzluk, mide şikayetleri, tansiyon problemleri, baş ağrıları hatta depresyonların görülmesi şaşırtıcı değil aslında. O nesilin bildiği ve yapabildiği toprağını işlemekti Topraklar elden gidince, pek çoğu sudan çıkmış balık gibi olmuş, bir dönem para da görse elleri, hazıra dağ dayanmaz elbette… Üretmeye devam edememek de ruhlardaki enerjiyi tüketmiş, Neyse ki. yeni yetişen gençler okuyor, meslek ediniyor, bir kısmı yörede yer alan turistik tesislerde çalışıyor, bu duruma uyum sağlıyor. Yerel yönetimlere sosyal anlamda da ne kadar çok iş düşüyor.

Yol, kanalizasyon, plan proje vs ile iş bitmiyor Yöre halkını, özellikle erkekleri kahvelerden, hanımları kapı önlerinde laflamaktan alıp, bir şeyler üretip daha mutlu olabilecekleri projelere yönlendirmek gerek. Gelelim güneşle dost olup iyi geçinmeye. Güneş bizlerin yaşam kaynağı, onsuz yaşamamız olası bile değil Güneşimizi karartmasın ne kozmik bulutlar, ne büyük yanardağ patlamaları.., Güneşimiz de olan patlamalar, güneş lekeleri, bizim Dünyamızda yarattığımız çevresel kirlilikler, ozon tabakamızda da zayıflamalara ve delinmelere yol açtı Ultraviole ışınlara karşı eskiden olduğu kadar korunaklı değiliz. Bırakın foto-yaşlanmayı, cilt kanseri gibi tehlikelerle karşı karşıyayız. Özellikle kızıllar, sarışınlar ve beyaz tenlilerde risk daha fazla. Hele çok sevimli bulduğum çilli kişilerden iseniz aman dikkat…

Koruma eğitimi önemli

UV-redyasyonu (radyasyonun kelime anlamı ışık veya ısı yaymak demek biliyorsunuz sabah saat 10.00 ile öğleden sonra 16.00 arasında çok daha etkili…

Bu saatler arasında ne kadar güneş koruyucu losyonlar da kullansanız kebap gibi közlenmek artık akıl kârı değil. Üstelik gölgede dahi bu ışınları alıyorsunuz. Plajda şemsiyenin altında bile olsanız, minicik kum tanelerinin her birinin bir yansıtıcı olarak çalıştığını ve ışınları size yönlendirdiğini unutmayınız. Bu konuda çocuklarımızı korumak kadar eğitim vermek de önemli İleride cilt kanserine yol açan değişikliklerin bir kısmı çocuklukta başlıyor. Bizim mutasyonlar dediğimiz, genlerimizde oluşan değişiklikler ve serbest radikal hasarlar bu olumsuz etkilerden sorumlu UV ışınlar pek çok giysiden, gözlük camlarından, araba camımızdan, evlerimizdeki camlardan da içeri girebiliyor.

Cilt kanserinin yanı sıra, gözlere zarar verip erken katarakt oluşumuna, maküler dejeneresansa (göz dibindeki görme alanının bozulması), göz kapağı kanserlerine de neden oluyor. Bilinçsiz güneşlenme, oluşturduğu serbest radikal hasar nedeni ile, bağışıklık sistemimizin zayıflamasına da neden olabiliyor Ege Bölge-si’nde pek söz konusu değil ama, karda ve buzda yansıma nedeni ile UV ışınların zaran katlanarak artıyor UV ışınların da A ve B tipi var. UVA uzun dalgalardan (320-400 nanometre) oluşurken, UVB ise daha kısa dalgalardan (290-320 nanometre) oluşuyor. UVA ışınlan UV enerjisinin yaklaşık %95′ini oluşturuyor Camlardan geçebilen UVA. ağrılı güneş yanığına neden olmuyor, ancak çok uzun etkili ve DNA’larımıza, elastik ve kollagen liflerimize hasar verebiliyor. Melanom türü cilt kanserlerinde UVA etken. UVB ise camlardan geçemiyor, UVA kadar derine işleyemiyor ama ağrılı cilt yanıklarına neden olabiliyor. Cilt kanserlerinin sayısal çoğunluğundan da UVB sorumlu.

Cilt kanserlerinin hepsi malign melanoma kadar kötü huylu olmasa da pekçok değişik cilt kanseri türü var Cildinizi gözlemlemek, renk değiştiren, kenarları düzgün olmayan, büyüyen nenleri ve lekeleri mutlaka bir Dermatoloji uzmanına danışarak izletmek erken tanı için çok önemli Cilt kanseri görülme sıklığı giderek artıyor, üstelik genç kişiler de bu artışın içinde.

Yükseldikçe etkisi artıyor

Havaların puslu, bulutlu olmasına da güvenmeyin, bulutlar UV ışınların ancak %20’sini bloke edebiliyor. Hava bulutlu nasıl olsa diye çocukları korunmasız ortalığa salmamak gerek. Yaylalara çıkanlara da bir uyarı: Deniz seviyesinden yükseldikçe belki lıava serinliyor ama her 305 metrede bir. UV ışınlarının etkisi %4-5 artıyor.

Pek çak giysinin de bizi UV ışınlardan koruyamadığını yazmıştım, deterjanlara eklenen ve giysilerin UV’ye karşı korunmasını artıran maddeler de var yurt dışında. Bunlar geçici olarak kumaş dokumanın boşluklarını dolduruyor ve içerdikleri OBA (Optıcal Brıghtening Agent, yani optik parlatıcı ajanlar) ısırgın dışarı yansımasını sağlıyor. Bu tıp kullanımların cilt kanseri tanısı konmuş ve sapıtılmış kişilerde ne kadar önemli olduğunu yadsımamak gerek. Albino dediğimiz, cilde rengini veren melanin pigmentinin olmadığı, saçı, kaşı. kirpiği ve tabii kendisi bembeyaz kişilerin cilt kanserine yakalanma riskleri çok fazla. Sistemık Lupus Eritemaıozus İSLE] dediğimiz bir bağ dokusu hastalığı olan kişilerin de kendilerini güneşten korumaları gerekiyor Son USA seyahatimde bir alışveriş merkezinde cep telefonuna benzer, üzerinizde taşıdığınızda, aldığınız günlük UV ışın miktarını ölçüp gerektiğinde sizi sesle uyaran cihazların da satılmakta olduğunu gördüm. Bizim ülkemiz için lüks gibi gözükse de, risk grupları için önemli olduğunu düşünüyorum.

Giysilerde dokumanın sıkı olması da önemli. Pamuklu ve keten giysiler teri emdiği ve tuttuğu için bizi serin tutsa da, güneş ışığına karşı korunmayı azaltıyor. Özel olarak üretilen UV’ye karşı rezistarı giysiler ise genellikle poliüretan! Kumaşınızı güneşe doğru tutunuz, ışığı ne kadar çok geçiriyorsa o kadar az sizi koruyabiliyor demektir. Şimdi söyleyeceğim ise işte bu nedenle sizi şaşırtmasın, giysi renklerinde de sanıldığının aksine siyah ve koyu renkler UV ışınlardan bizi daha iyi koruyor. Anacığım gevşek dokumalı kumaşlara elek gibi derdi, elekle nasıl su taşıyamayanız, güneşten de korunamazsınız. Beyaz ince pamuklu bir t-shirt ile sıcaklığı daha az hissedebiliriz (yaklaşık SPF-101, fakat koyu renk sıkı dokunulmuş bir denim gömlek (SPF-1000 ve üzeri olabilir) kadar. UV ışınlardan korunamayız, SPF’nin açılımı ise; (Sun Protection Factor) Güneşten Koruma Faktörü demek Ağır giysileri giymek istemiyor isek. ışığı yansıtan parlak saten, ipek. polyester giysiler de bizi UV ışınlardan korur.

Tatil beldelerinde çalışan görevlilere parlak saten gömlekler işte bu nedenle öneriliyor. Giysi bedene sımsıkı yapışmamalı. biraz bolca olmalı. Islak giysilerin de UV ışınlarına buyur dediğini aklınızdan çıkarmayın, Aynı nedenle, nasılsa suyun içinde diye çocuğunuz güneşten etkilenmez diye de düşünmeyin. Şapka deyip geçmemek gerek, hepimiz için hem çok güzel bir aksesuar hem de koruyucu. Rengarenk şapkalar çarşıda- pazarda üst üste sıralanmış zengin görsellikte sergilenmekte İnsanın her renkten alası geliyor Geniş kenarlı olanları, sıkı örgü ya da dokumalı olanları tercih etmekte yarar var Gençlerin beyzbol şapkası tipinde olanları ters giyip alınları açıkta bırakması belki sevimli ama sağlıklı değil. Her güneşlenen cilt kanseri alacak diye bir kural yok.

Ailesinde özellikle melanam türü cilt kanseri olanların riski ise on kat artıyor. 18 yaş öncesi güneşte dikkatli davranmak. UV ışınlara fazla maruz kalmamak, ileri yaşlarda oluşacabilecek cilt kanseri riskim yüzde 50 azaltabiliyor, Güneş yağları ve losyonların da, SPF-15 laktör en çok kullanılanı, bu ürünü kullandığınızda, korunmasız güneşte kaldığınızda yandığınız süreyi 15 misli artırabilirsiniz demek. Açık tenliler ve çocuklarda SPF faktörü 30-40 gibi olan ürünler tercih edilmeli. Cilt problemi olanlara bu konuda Dermatoloji uzmanları en sağlıklı önerileri yapacaktır Koruma faktörlerine güvenerek aşırı güneşlenmek doğru değil. Hele 12 aydan küçük bebekleri direkt güneş ışığında bırakmak, koruyucu sürseniz bile şemsiye altında uyutmak sakıncalı. Koruyucuları güneş altında değil, dışarı çıkmadan 20 dakika kadar önce iç mekanlarda sürmek gerekiyor.

Güneşin zararları öğretilmeli

Titanyum oksit, çinko oksit gibi fiziksel engelleyiciler de bulunduran bu ürünlerin etiketlerinde, water-rezistan, water-proof gibi tanımlamalar olsa da. devamlı suya giren çıkan çocuğa 2-3 saatte bir sürmek daha emniyetli olacaktır. Genelde, water-rezistan olanlar suya 40 dakika dayanırken, water-proof olanlarda bu süre 80 dakikaya kadar çıkabiliyor. Tuvalet terbiyesi, sofra adabı gibi konulan çocuklarımıza öğretmeye çalışıyoruz, güneşten zarar görmeden yararlanmanın da adabını küçükken öğretmemiz gerekiyor.

Çocuklar biraz laf anlayacak yaşa geldiğinde onlarla gölge oyunu oynayarak, güneşten sak lanma zamanlarının geldiğini öğretmek gerek Nasıl mı? Basit, güneşe çıkacaklar ve gölgelerine bakacaklar, gölgeleri kendilerinden uzunsa, dışarıda oynayabilirler, gölgeleri kendilerinden kısa olduğu zaman gölgeye kaçmaları gerek, hele kı gölgeleri yok olmuşsa, güneş tam tepede demektir, doğru eve! Dondurma gibi yaz sıcağının vazgeçilmezlerinden bir ödülü de unutmayacağız elbette. Şapka takmaya, gözlüğü unutmamaya da minik minik ödüller sunmak gerek. Alacalı. Urla gibi surf beldelerinde denizden yansıyan ışınlardan gözleri korumak için özel arkadan bantlı gözlükleri de olmazsa olmazlar arasına yerleştirmeli.

Kumaş eldiven kullanın

Bahçeleri ile uğraşan sevgili hanımlar, ellerinizi hem dikenlerden tem ışınlardan korumak için kumaş bahçe eldivenleri edinmeyi unutmayınız.

Yüzümüze baktığımız kadar ellerimize bakmaz isek, lekeler ve kırışıklıklar yaşları ele veriverir. Sokak hayvanları için ağaç altlarına su kaplan koymayı unutmayalım. Nasılsa hepimizin evinde bir dolu birikmiş yoğurt kabı vardır, bir kaçını da bu şekilde değerlendirelim lütfen… Sıcakta bizim içimiz nasıl yanıyorsa onlar da susuyor. Bilineni bir kez daha hatırlamakta yarar var. yaz aylarında aşırı bir şekilde tüylerini traş etmek hayvanlarımız için de zararlı, önce ağızların da UV ışınlardan etkilenebileceğini ve güneşten yanabileceğini unutmayalım. Bu sevgili dört ayaklı dostlar bizler için çok önemli. Bir belgeselde izlemiştim, bu yazıda bahsettiğim malign (habis) melanoma adlı cilt kanserini koklayarak bulan, hatta devamlı o bölgeyi koklayıp yalayarak sahiplerinin dikkatini çekip hayatını kurtaran köpekler bile var.

Yaradan, doğayı o kadar sistemli ve güzel bir şekilde yaratmış ki, bilim sayesinde yeni yeni anlamaya başladığımız bazı gerçekliklerin doğada zaten var olduğunu görmek içimi hem ısıtıyor, hem inancımı güçlendiriyor, Yaz aylarında güneşin en güçlü olduğu zamanlarda doğanın bizlere sunduğu kırmızı üzüm. kabukları ve çekirdekleri ile beraber tüketildiğinde, UV ışınların neden olduğu serbest radikalleri yok edebilen çok güçlü OPC (oligomerık pro-antho cyanidin|adlı antioksidanlar içeriyor. Aynı nedenle yaşlanmayı geciktirici kozmetik ürünlerde de kırmızı üzüm çekirdeği ekstreleri kullanılıyor.

Arkeolojik incelemelere göre. Anadolu halklarının bağcılık kültürü MÖ. 3500 yılına kadar gitmekte Pekmez içeren toprak küpler de M.Ö. 2000’li yıllara ait. Biz şimdilerde mikroskoplar altında eskiden gözle aşikar görülenleri tekrar mı keşfediyoruz dersiniz’ Ne derseniz deyiniz, ama bu yaz özellikle siyah ve kırmızı üzümü -çekirdekleri ile- afiyetle yiyiniz!


Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?







  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM