Sağlıklı Beslenmenin Sırları

Sağlıklı Beslenmenin Sırları

Sağlıklı Beslenmenin Sırları, sağlıklı beslenme, sağlıklı beslenme programı, sağlıklı beslenme için, neler yemeliyiz diyorsanız makalemiz tam size göre

Sağlıklı Beslenmenin Sırları

İnsanoğlu önce yaşamak için yedi,.. Sonra lezzeti keşfetti ve lezzetin peşi sıra sürdürdü yaşam mücadelesini. Homeros’un İ.Ö S yüzyılda yarattığı ilyada ve Odysseia adlı eserler, Antik çağda yeme, içme konusuna ışık tutan yazılı kaynakların başında gelir. Günümüzden yüz binlerce yıl önce Eski Taş Çağı veya Paleolitik Çağ denen zaman diliminde beslenmenin bedeli çok yüksekti.

Aletlerini ve silahlarını genellikle taşı yontarak yapardı insanlar. Yaşamlarını sürdürebilmek için, gruplar halinde yaşamak zorundaydılar. Hayvanlar vahşiydi ve avlanmak hiç de kolay değişti, basit silahlar kullanılarak, büyük zorluklarla avlanan hayvanlar, yerleşim yerlerine taşınır, av etleri ateş ve ateşte pişirme bulunana kadar çiğ tüketilirdi kuşkusuz. Av etleri çiğ veya pişmiş büyük bir iştahla yenirken öte yandan kemikleri ve postları günlük ihtiyaçlar için büyük bir özenle değerlendirilirdi.

İnsanlar bu ilkel dönem lezzetlerini bütünüyle unuttumu mu acaba’ Ülkemizin “çiğ köftesi”, italyanlar’ın “carpacciosu , Japonlar’ın ulusal yemeği “sashımi” ilkel dönemde eti çiğ olarak yiyen atalarımızdan kalan bir alışkanlık mı yoksa… Homeros’un destanlarında kadınlar yemek pişirmiyordu, hayvanları erkekler avlıyor, kesiyor ve pişiriyorlardı. Bu dönemde beslenme ete dayanıyor gibi görünse de, mutfakla ilgili arkeolojik buluntular, daha çok sulu yemekleri koymaya uygun tas ve kase formlu kaplardan oluşuyordu.

Bu dönemde amaç tat almanın lezzetin ötesinde açlığı gidermek ve yaşam mücadelesini kazanmaktı. Gerçek anlamda lezzeti temel alan yemek kültürü. Yeni Taş Çağı veya Neolitik çağ denen dönemde çıkar karşımıza. insanoğlu önce yabani tahıl türlerinden elde ettiği tohumları ekti, kimi hayvanları evcilleştirdi. ilk önce köpeği, daha sonra inek ve koyunu evcilleştiriliyordu insanoğlu… inek. koyun evcilleştikten sonra süt diyete giriyor ve sütün diyete girmesiyle de boylarda uzama başlıyordu. Köy kültürü ortaya çıkıyor ve göçebelik sona eriyordu.

Buğday artık basit değirmenler kullanılarak öğütülüyor ve ateşte pişirilen mis gibi ekmekler büyük bir iştahla yeniyordu. Baklagillerden, koyun, keçi, domuz, balık, kuş ve çeşitli av hayvanlarının etlerinden, kimi süt ürünleri ve baldan oluşan yemekler toprak kaplar içinde sofralarda yer alıyordu artık. Hormonsuz elma, kuş üzümü, kiraz, badem gibi meyveler süslüyordu sofraları. Hemen bu dönemi izleyen Bakır-Taş Çağı veya diğer adıyla Kalkolitik Çağ’da madencilikte gelişmeler kaydedildi.

İ.Ö. 6 bin sonlarında şarap üretimi başladı Anadolu’da. Hitit metinlerinde şarap Anadolu kökenli çok eski bir sözcükle “viyana” ile çıktı karşımıza. Zeytinyağı elde edilip şarap içilirken Anadolu’da. Mezopotamya’da da daha lezzetli ekmek yapmak için buğdayı çimlendiriyordu insanoğlu. Ancak bu çimlendirme sırasında buğdayı unutuyor ve tesadüfen birayı buluyordu. Ve bira üretiliyordu. Taban altına gömüler küplerden kamışla içiliyordu, büyük olasılıkla bugünkü “pipet” lerin ilk örnekleriydi belki de buğday sapından bu kamışlar kim bilir., insanlar evlerinin avlularında ya da içinde ayırdıkları bölümleri mutfak olarak kullanır oldular. Ocak ve iınnia donatılan yemek pişirme önem kazandı evlerde. En basitlerin de bile mutfak bölümü vardı arlık. Ve toprak kapları farklı yöntemlerle süslediler, sofralar daha çekici olsun diye…

Sağlıklı beslenme
Sağlıklı beslenme

Sağlıklı Beslenme

İ.Ö. 3. bin ve 2. bin yıllarında kentleşmeyle birlikte siyasi otorite güçlendi. Yemek ve sofra kültürü de büyük gelişmeler kaydetti. Siyasi başarılar damak tadıyla bütünleştirildi, coşku ve sevinç, ziyafet masalarında daha farklı bir anlam kazandı. Saray sofralarında toprak kaplar yerine altın ve gümüş kaplar kullanılır oldu. içkiler altın kadehlerden içildi. Büyük fırınları, tandırları ve çok amaçla kullanılan ocakları olan saray mutfaklarında temizlik kurallarına uymak, her türlü yemeği büyük bir özenle pişirmek zorundaydı aşçılar. Bal ya da türlü meyve şuruplarıyla hazırlanan hamur işi tatlıların yapımında şekilli kalıplar kullandılar, göze güzel görünsün diye…

Çok tanrılı din anlayışı yemek kültürüyle bütünleştirildi bu dönemde, insanlar sadece kendilerine değil, tanrılarına da büyük bir özenle hazırladıkları yemekleri ve içkileri sundular, Hatta bu yemekleri güzel kaplar içinde mezarlara bile bıraktılar ve ölen kişilerle öte dünyaya gönderdiler… Saray dışında kalan halk mutfağı çok daha mütevazi görünümdeydi. Bugün olduğu gibi halk mutfağında et tüketimi yok denecek kadar azdı. Ekmeğin yanında daha çok baklagilleri tüketti halk, soğan ve sarımsağı hemen her yemek türünde kullandı, Tereyağı yanında, başta susam yağı olmak üzere bitkisel yağlar geçerliydi halk mutfağında.

İ.Ö. 1. binin ilk yarısında, Anadolu’nun siyasi ve kültürel yapısında büyük değişiklikler oldu, ama yemek kültürü bu değişikliğin dışında kaldı, hatta daha da gelişerek devam etti.

Urartu Krallığında, Güney Doğu Anadolu’da ve Kuzey Mezopotamya’da krallar ve beyler mevcut lezzetlerle yetinmediler, yeni arayışlar içine girdiler. Bu arayışla çekirgeleri bile ızgara yaparak yeni bir tat, yeni bir lezzet bulmak istediler. Tıpkı bugün uzak doğu mutfağında olduğu gibi.,.
Yüz binlerce yıl önceden bugüne kadar büyük arayışlar ve uğraşlar ile günümüz sofralarına kadar gelen bir öyküdür bu, aynı zamanda günümüz uygarlığın öyküsüdür bu öykü…

Sağlıklı ve mutlu bir yaşam dileklerimle…

Bir önceki yazımız olan Neurofeedback Tedavisi (Nöroterapi) başlıklı makalemizde Neurofeedback belirtileri, Neurofeedback nedir ve Neurofeedback tedavisi hakkında bilgiler verilmektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM