Nesnelerde ve İlişkilerde Erotizm

Nesnelerde ve İlişkilerde Erotizm

erotizm, ilişkilerde erotizm, erotizm ve nesneler, nesne ve erotizm ilişkisi

Nesnelerde ve İlişkilerde Erotizm

Erotikseniz Varsınız

  1. yüzyılın ilk çeyreğinde erotizm nerdeyse her kapıyı açan bir sihirli değnek misali yaşamın her alanında kullanılıyor. Reklamlar, arabalar, elbiseler, evler, çikolatalar, dondurmalar erotik mesajlarla yüklü. Erotik öğelerle beğeniliyor ve satılıyorlar. Ve insanlar her başları sıkıştığında çekinmeden erotizmi kullanabiliyorlar. Erotizm, tasarımın egemenliği altında bir anlamda insanların kırılma noktasını zorluyor.
    Erotizm Erostan geliyor. Cinselliğin tanrısının adı. İster erkek olsun ister kadın doğada karşıt gücü arzulama vardır. Doğa zaten birbirini itip çeken bu karşıt güçlerden oluşmuştur. Ve erotizm her iki cinsin en yüksek noktaya (hazza) oturtulduğu ilahi mertebede neredeyse nesneler ve insanlarla olan tüm ilişkilerimizi denetliyor.

Erotizm bir dizayn, tasarlanmış bir ayrıntı olarak günlük yaşantımızda; podyumlarda, reklamlarda, basında, mimaride, bir cep telefonunda ya da bir koltukta…

Erotizmle, gündelik yaşamda ve cok masumca, hiç beklenmedik anlarda karşılaşabiliriz pekala. Bir devlet dairesine, bir bankaya gittiğinizde biraz da karizmanıza güveniyorsanız ayaklarınız sizi “istemeden” en yakın karşı cinsten personele doğru sürükleyebilir. Ya da her nedense birçok işyerinde karşıt cinsten ast-üstler daha bir uyumlu çalışırlar, daha bir anlayışlıdırlar birbirlerine karşı.

Evet, hiç beklenmedik anlarda çıkar karşımıza örnek mi?

Trafiğin yoğun olduğu bir akşam dörtyol ağzı sayılabilecek bir yolun sağında 2 dk.duraklamam gerekmişti, arkamda duran polis arabasından plakam oldukça kaba ve sert bir ses tonuyla anons edilerek parketmemem konusunda ikaz edildim. Hemen arabadan inip polis arabasına doğru yürüyüp sadece iki dakika duraklayacağımı söylemek istedim. Polis arabasının camına doğru uzandığımda az önceki kaba sesle hiç alakası olmayan yumuşak bir tonla ve güler yüzle ” buyurun hanımefendi” diye karşılandım. Derdimi anlattığımda, reklamlardaki gibi bir paket bisküvi filan da vermediğim halde “tabii tabii lütfen rahat olun” şeklinde bir ifade ile karşılaştım. Gerçekten çok şaşırmıştım. Benim yerime erkek bir sürücünün aynı isteğine bu şekilde yanıt verilir miydi acaba? Ne kadar alımlıyım bilemiyorum! Ama elbette benim aklımda kesinlikle bayan olmanın avantajını kullanmak gibi bir düşünce yoktu. Ortada erotik bir etki de yoktu. Sadece erkek dünyasına kadının girmesinin yarattığı şaşkınlıktı. Evrenin genel kuralı bir şekilde işlemişti.

Tıpkı yerçekimi yasası gibi, hatta zaman zaman yerçekimi yasasını bile alt edecek, insanın ayaklarını yerden kesecek güçte bir fizik yasası gibi. Ya da yeni bir geometri tanımında iki nokta arasındaki en kısa ve hoş yol, bir kıvrım gibi.

Tabii herşey insan ilişkileriyle sınırlı değil, tasarımcılar neredeyse tüm mekan ve nesnelerle ilişkilerimize de erotizmi dahil ediyorlar. Nesneleri sevmek, onlardan haz almak için erotizmi “kullanıyorlar”. Hiç akla gelmeyecek alanlarda bile…

Erozitm
İlişkilerde Erotizm

İşte mimari,

özellikle de iç mimari erotizmi sürekli göz önüne alıyor. Şömine her nedense seksi çağrıştırır, bir de önünde post varsa…Ya da yatak odasında tavan aynası, aydınlatmada loş ortamlar. Yuvarlak formlar, ahşap, deri gibi yumuşak ve doğal malzemeler kullanılması. İç mimarlar, dekoratörler insanların, doğal malzemeleri doğal dokusuyla gördüklerinde erotik çağrışımlar aldıklarını, çünkü cinselliğin doğal olduğuna inandıklarını, bu şekilde dizayn edilmiş mekanların onlara davetkar geldiğini deneyimlemişler.

Çevre ve mekandan bir adım ötede nesneler dünyası başlıyor. Ve yine erotizmin egemenliği.

Endüstri tasarımında bir nesnenin erotizminin erkeksi ve kadınsı ayırımlardan kaynaklandığı söyleniyor. Yuvarlaklıklar ve yumuşaklıklar nesnede kadınsı bir görüntü yaratıyorsa, sert ve köşeli hatlar da erkeksi bir görüntü veriyor. Dinamizm erkeksi, statik kadınsı bir imaj veriyor nesneye. Tasarımcılar nesnelere erotizm katma konusunda hayli iddialılar ama bu birazda insanların bakış açısına ve yorumuna bağlı. İnsan vücudunu çağrıştıran bir koltuk ya da cola veya rakı şişesi kimine erotik gelir kimine ise sadece orijinal! Parfüm şişelerinde de benzer durum uygulanıyor.

Erkek parfüm şişelerine karşı cinse atıfta bulunan yuvarlak hatlar verilirken, kadın parfümlerinin şişelerinde erkeksi hatlar tercih ediliyor. Çünkü erotizm insanların kafasının içinde ve tasarımcı o insanlara seslenmek drumunda. Kısacası erotizmin insanda yaratığı dürtüleri, yine insanoğlu fetişist bir şekilde kullanıyor.

Tasarımında erotizmin çok zor devreye sokulduğu ürünler de tüketiciye sunulacağı son aşamada erotikleştiriliyor.
Lansmanına hazırlanan ürün reklamcılık sektörüne uğruyor ve dolaylı veya dolaysız olarak erotizmden nasbini alıyor. Dondurma, çiklet, çikolata reklamları bile sinsice buram buram erotizm kokuyor.

Yüz yıldır, her arabanın yanına bir mini etekli manken koyup ürün satmaya çalışmak kimine göre çok kaba ve yanlış bir düşünce, kimine göreyse olmazsa olmaz.
Şu veya bu şekilde erotizm, bir yandan yeni tanımlar kazanıyor, bir yandan da daha çok yaşantımıza giriyor. En doğal mekan tasarımından, en ayrıntılı ve detaylı reklama kadar uzanan bir zincirle erotizm çevremizi sarıyor.

Kısacası yaşamın her alanında erotizmin ayak izlerine rastlanıyor. Eros ele geçirilemiyor. takip ediliyor ama, aslında Erosun ılık nefesi hep ensemizde…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM